Yayınlanma tarihi: 06.08.2026

Dostlar merhaba, ben Erdinç Aşık

Bugün size AppBilgi’nin kodlarından, araçların nasıl çalıştığından falan bahsetmeyeceğim. Şöyle ekranın karşısına geçip, biraz dertleşmek, biraz da bu piksellerin arkasındaki 22 yıllık uzun hikayemi anlatmak istedim. Çünkü şu an kullandığınız bu site, bugünden yarına öylesine kurulmuş bir blog değil; benim içimde yarım kalmış bir ukdenin, yıllar sonra yeniden ayağa kalkış hikayesidir.

Her Şey 2004 Yılında Bir Hayalle Başladı

Ben bu internet mutfağına 2004 yılında girdim. O zamanlar internet öyle şimdiki gibi uçmuyor; evlerde çevirmeli bağlantı var, telefon hattı meşgul olmasın diye internete girmeye korktuğumuz yıllar… Büyük usta Ferdi Tayfur’a olan hayranlığımı dijital dünyaya taşımak istedim ve Html’den birkaç sayfalık bir arayüz oluşturdum ve o zamanın meşhur sitesi Mynet bünyesinde mysite olarak ücretsiz bir şekilde bir kaç ay yayın yaptım. Daha sonrasında bu işi bir üst seviyeye taşımaya karar verdim ve o yılların en dinamik sistemi olan php-nuke ile kralferdi.com’u açtım.

Şimdiki gençler bilmez, o dönem WordPress falan yok, PHP-Nuke 6.8 sürümüyle çıktım yola. Ama ne hantal, ne ağır bir canavar… Sırf veritabanı kilitlenmesin, site çökmesin diye sabahlara kadar uyumaz, PHP kodlarını satır satır düzeltirdim. YouTube’un daha adı sanı yokken o kısıtlı sunucularda tam 9 tane canlı TV kanalını online izletmeyi başardım. Şarkılar, filmler, milyonlarca resim… Üyeler her gün oradaydı. Zaman geçtikçe sistemi güncelledim, en son PHP-Nuke 8.1 versiyonuna kadar getirdim o yapıyı.

Delphi FTP Çilesi ve WAP Dünyası

Şimdiki gibi tek tıkla site yedeği almak nerede… O zamanlar ücretsiz olarak sadece Delphi FTP programı vardı, başka da bir şey yoktu. Milyonlarca resmi, şarkıyı ve hatta php-nuke’nin o kalabalık dosyalarını FTP’den sunucuya yüklemek tam anlamıyla günler süren bir işkenceydi. Bir de o yavaş internet yetmezmiş gibi tam yükleme bitecekken internet koptu mu, kaldığı yerden devam etme özelliği de yoktu; her şey çöp olur, sil baştan bir daha yüklemek zorunda kalırdım. Gözlerimin feri sönerdi o ekran başında.

Duhuliye tarihimizi hatırlayanlar bilir; daha akıllı telefonlar piyasada yok, internet paketleri kilobaytla satılıyor. İnsanlar o dönemin efsanesi Nokia telefonlarıyla siteye girebilsin diye tuttum sıfırdan WAP sürümünü kodladım; wap.kralferdi.com yaptım adını. Yüküm çok hafifmiş gibi o zamanların meşhur netopsiyon.com ve aktifnuke.com gibi destek sitelerinde diğer arkadaşların karşılaştıkları teknik sorunlar ile ilgili yardımcı olurdum insanlara, temalar modüller, blocklar yapardım. Kralferdi sitesinin hayran defterini, online TV modülünü ve dahi bir çok sistemi hep kendim yazdım. Ve o imkansızlıklar çağında tek başıma 65.000’den fazla kayıtlı üyeyi o sitenin çatısı altında topladım. Güzel bir aile olmuştuk.

Hayatın Acı Bir Virajı, Kaybedilen Domain ve Kalan Yedekler

Her şey böyle fırtına gibi giderken, 2005 yılında hayatımın en acı virajına geldim. Canım annemi kaybettim… O vefat haberi bende her şeyi bitirdi, dünyamı kararttı. Kralferdi sitesi o acıdan sonra bir süre daha açık kaldı, faaliyetine devam etti etmesine ama benim elim gitmedi, eski hevesim kalmadı, eskisi gibi ilgilenemedim. Sonunda o koca çınar 2009 yılında sessiz sedasız kapandı. Bir süre sonra kendimi toparlayıp siteyi yeniden açmayı çok istedim, niyetlendim ama o meşhur domain (kralferdi.com) elimden uçup gitmişti bir kere… Alan adı gitti ama bendeki yeri gitmedi; o sitenin, o güzel günlerin, o koca emeğin tüm yedeklerini hala, bugün bile bilgisayarımda saklarım. O yedekler benim için sadece kod değil, o günlerin, annemin sağ olduğu zamanların birer hatırasıdır. Klavyeyi bir kenara ittim ve bu serüvene birkaç yıl süren mecburi, çok ağır bir ara verdim.

Yaraları Sarıp Klavyeye Geri Dönüş: Piyasanın İçi

O birkaç yıllık aradan sonra yaralarımı yavaş yavaş sarıp yeniden bilgisayar başına geçtiğimde, hikayeme yepyeni ticari sayfalar eklemeye başladım. Webmaster dostlara hosting ve sunucu hizmeti verdiğim kurumsal stüdyom kraldesign.org’u kurdum. Sonrasında işi daha da odaklayıp sadece web tasarım üzerine hizmet verdiğim elbistanwebtasarim.com’u açtım. arkadasimx.net gibi sosyal ağ denemelerimin yanında, aynen bugünkü AppBilgi gibi kendi özgün sistemim ve projem olan logintr.com’u yaptım ve yönettim. Sadece kendi markalarımı büyütmekle de kalmadım; yıllar boyunca onlarca esnafa, şirkete web siteleri tasarlayıp teslim ettim. yildizotodoseme.comozelbistanpres.com , elbistanvinc.com , igneoyacisi.org ve yusufotomotiv46.com gibi pek çok esnafın ve şirketin dijitalde yollarını açtım, işlerini internetle tanıştırdım. Aslında geriye dönüp baksam hafızamı zorlasam daha aklıma gelmeyen o kadar çok müşteri sitesi var ki… Öyle ki elim klavyeden hiç düşmedi; daha bu ay içinde megteknik.com.tr sitesini sıfırdan modern kurumsal kod yapısıyla ayağa kaldırıp teslim ettim. Yani ben bu işin mutfağından hiç çıkmadım, sadece sessizce üretmeye devam ettim.

Küllerinden Doğan Yeni Bir Dönem: AppBilgi

2020’de yeniden bismillah deyip AppBilgi’yi açtım. İlk başta sıradan, her konuda yazan normal bir blog sitesiydi. Ama o eski “Aktifnuke ve Netopsiyon” ruhu rahat durmadı işte. Şunun şurasında daha 20 gün önce kendime dedim ki: “Erdinç, herkesin yaptığını yapma. Kopyala-yapıştır dünyasını bırak, 22 yıllık tecrübene yakışır, insanlara gerçekten fayda sağlayacak bir yazılım dünyası kur.”

Ve AppBilgi’yi tamamen baştan kurdum.

Geçmişte eklenti çöplüğünün, ağır hazır sistemlerin sunucuları nasıl patlattığını çok iyi bildiğim için bu sabit yapıda harici tek bir eklenti ya da dışarıya bağımlı bir API kullanmadım. Şu an sitedeki 16+ tane aktif dijital aracın (Prompt Sihirbazı, Dosya Tarayıcı, Hesaplayıcılar vs.) hepsini kendi ellerimle, saf kodla yazdım. Woody Code kullanarak öyle bir ayarladım ki, siz hangi araca tıklarsanız hosting sadece o aracın kodunu çalıştırıyor. O yüzden yıllık sadece 1200 TL’lik küçücük bir hosting bütçesiyle bu koca siteyi tıkır tıkır, sunucuyu hiç yormadan çalıştırabiliyorum.

Teknoloji Odaklı Bir Sosyal Ağ ve Gelecek Vizyonu

Hepsinden öte, o eski dostluk, o eski esnaf ve forum havasını buraya getirmek istedim. Sadece kayıtlı üyelerimizin kullanabildiği, dışarıya (Firebase’e, Pusher’a falan) asla bağlı olmayan, tamamen bizim sunucumuzda dönen birebir WhatsApp kalitesinde ve hızında anlık mesajlaşma sistemi kurdum. Çünkü ben yapay ve ruhsuz siteleri sevmiyorum; burası yaşayan bir topluluk olsun istiyorum.

Şu an siteye girdiğimde günlük 20-30 ziyaretçi görüyorum. Yalan yok, bazen insan düşünüyor ama eski Erdinç hemen devreye giriyor: “Oğlum Erdinç” diyorum, “sen 2004’te sıfırdan 65 bin kişiyi topladın, arkandan onlarca referans site bıraktın; bu 20-30 kişinin her biri bir cevher.” Biz burada sadece yazı okumuyoruz, harici hiçbir yere bağımlı olmayan yerli bir yazılım ekosistemi kuruyoruz.

Burada harcadığınız her dakika, kullandığınız her bir araç ya da birbirinize attığınız o anlık mesajlar, benim o zor günlerden sonra yarım kalan hikayemin tamamlanışıdır. Sizler sadece gelip geçen ziyaretçiler değilsiniz; bu dijital kalenin kurucu çekirdeğisiniz.

Yolumuz uzun, heyecanımız ilk günkü gibi.

Aramıza hoş geldiniz.